<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/plusone.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID\x3d13199864\x26blogName\x3dH2Osfer\x26publishMode\x3dPUBLISH_MODE_BLOGSPOT\x26navbarType\x3dBLUE\x26layoutType\x3dCLASSIC\x26searchRoot\x3dhttps://hikio.blogspot.com/search\x26blogLocale\x3dtr\x26v\x3d2\x26homepageUrl\x3dhttps://hikio.blogspot.com/\x26vt\x3d-706403378579311251', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

Çarşamba, Nisan 26, 2006

İstanbulumun Servisleri...


Efenim, şehrin epeey dışında oturduğu için hayatının hatırı sayılır bir kısmını yollarda, hele de İstanbul trafiği gibi rezil ötesi ortamlarda geçirmiş bir vatandaş olarak artık yavaş yavaş trafikteki, çeşitli toplu ve topsuz taşıma araçlarındaki gözlemlerimi aktarmanın zamanı geldi sanırım... Özellikle son günlerde hemen her konuya “tıpkı İETT otobüsündeki şu durum gibi...” diye başlayan örneklerle girdiğime dikkat çeken iş arkadaşlarımın da katkısıyla neden bunları yazmıyorum ki dedim, serinin ilk yazısına (umarım devamı gelir tabii) işyeri servisleriyle başlayayım dedim :)

İş değiştirdikçe servis değiştirmek durumunda kalır ve mesai saatinizin yarısı kadar vakti de bu servislerle trafikte geçirirseniz, ister istemez etrafınızdaki insanları inceler ve hemen her serviste birbirine benzer kategoride insanlar olduğunu görürsünüz.
Misal:

Servis dayıları: Kadın erkek fark etmez, her serviste bir “servis dayısı” vardır. Servisin en kıdemlisidir, hep aynı koltukta oturur, kazara yerine birisi oturursa (muhtemelen işe yeni girmiş bir çömez) henüz kendisi teşrif etmeden diğer servis elemanlarınca uyarılarak koltuğu derrrhal boşaltması istenir. Kimileri hakkaten dayı olabileceği gibi kimilerinin tatlı sert bir yaklaşımı vardır insanlara karşı. Başka yolcuların isteklerini duymayan ya da duymazdan gelen şoföre verdiği kalorifer/radyo açma kapama emri saaaniyesinde yerine getirilir. Hatta kimi yolcular “ya bilmemkim abi/abla/hanım/bey, şoföre söyler misin kaloriferi açsın biraz” şeklinde isteklerini onun üzerinden iletirler ki etkili olsun. Hatta ve hatta gecikeceğini ya da gelmeyeceğini bazı yolcular doğrudan şoföre değil, bu dayılara söylerler, o da şoföre iletir. Böyle de etkili ve yetkili kişiliklerdir işte. Sinirlerini bozmadığınız sürece zararsızdırlar. İyi geçinilmelidir...

Servis gevezeleri: Genellikle en önde otururlar, çoğunlukla bayandırlar (kesin %'li bir istatistik için araştırma derinleştirilebilir, istatistik insanı Hikio beyin kulakları çınlasın). Herkese laf verir, herkesle ilgili her şeyi bilirler. Yeni gelen çömez kişiyi ilk karşılayan bunlardır, nerede inip nerede binecekmiş, daha önce nerede çalışıyormuş, kaç yaşındaymış, soyu sopu neymiş (ve koparabilirse özel hayatla ilgili bilumum detaylar) anında öğrenirler. Şoföre çömez kişiyi takdim ederler. Kakara kikiri herkesle iyi anlaşır gibi görünür, ama fırsatını bulunca da herkesi bir güzel çekiştirirler. Servis dayısının en büyük yalakası bunlardır. Kendileriyle iyi geçinilmeli, ancak aradaki mesafe kesinlikle korunmalıdır...

Servis mazoşistleri: Efenim bunlar tam anlamıyla mazoşisttir. Her sabah evden 1-2 dakika erken çıkmak yerine sonn saniyede çıkar, koşarak ya da apartman merdiveninden iniyorlarsa adeta akarak, soluk solğua ve de apar topar servise binerler. Haftanın en az iki günü servisi kaçırırlar, şoförü arayıp durdururlar ya da taksi tutup yetişirler. Kimi zaman şoförle kavga etseler de (erken geldin de beni beklemedin de vırvırıvır şeklinde) servis yolcularından fazla destek bulamayacakları için susarlar edepleriyle. Yahu bir gün zahmet edip de 2 dakika erken çıkayım, kendime de şoföre de eziyet etmeyeyim demezler. Evet evet. Şoföre ve diğer yolculara da eziyet ederler her sabah yaşattıkları gerilimle. Sadece mazoşist değil sadisttirler de. Gecikme konusundaki prensiplerini ve azimlerini hayatın başka alanlarında da uygularlar mı, merak konusudur...

Servis okurları: Bunların kitap okuyan türleri zararsızdır, takdir edilesidir. Ancak bir de gazete okuyanları vardır ki sinir bozucudurlar. Kocaa gazeteyi katlamadan, yanındakinin kolunu dürterek, önündekinin kafasına sayfaları sürterek okurlar. Okurlar mı okumazlar mı o da muammadır gerçi. Zira 30 (yazıyla OTUZ) saniyede bir sayfayı HAŞŞIIIR HUŞUUR çevirirler. Sadece fotoğraf/başlık/spota bile göz gezdirmek 30 saniyeden fazla vakit alır oysa ki. Zannımca bunların derdi bir şekilde varlığını belli etmek, çıkardığı haşırtı sesiyle etrafa gazete okuyor izlenimi vermektir. Sorsanız ne yazıyor cevap veremezler. Tabii katlayarak, sessizce, doğru düzgün gazete okuyanları bunlardan ayırmak lazımdır, onlara bir lafımız yoktur...

Servis uyurları: Naçizane bendenizin de içinde olduğu gruptur. Sabahları daha gün ağarmadan, afedersiniz kargalar b..larını yemeden servise bindikleri için gözlerini açamayan, akşamları da gün boyu işyerinde beyinlerini ve gözlerini son haddine kadar kullandıklarından posaları çıkmış olan bu şahıslar, sadece “günaydın” ve “iyi akşamlar” diyerek seyahat eder, servise biner binmez gözlerini kapar, inerken de -mecburen- açarlar. Kulaklarında genellikle yukardaki bilumum şahısların seslerinden rahatsız olmamak için discman/walkman/mp3 çalar vardır. Arada bir kitap okumaya yeltenseler de gözkapaklarına söz geçiremezler, yine uyurlar. Kafaları bir o yana bir bu yana düşer, boyunları tutulur. Özelikle uyanıp servisten indikleri andaki surat ifadeleri ve saç-baş dağılmış halleri komiktir. Ama olsundur. Uyku uykudur, güzel bir şeydir...

Servis şoförleri: Servis şoförlerimizi burada irdelemenin kendilerine haksızlık olacağı kanaatindeyim. Bilahare onları İETT, ticari taksi, dolmuş/minibüs şoförleri ile birlikte ayrı bir çalışma konusu yaparak gündeme getireceğimdir.

Saygılar, sevgiler...


1 Yorum:

At 12/5/06 12:13, Blogger eren said...

Gözlem yeteneğiniz her ne kadar beni korkutsa da, yazın yeteneğiniz hayran bırakıyor efendim. Elinize, gözünüze sağlık.

 

Yorum Gönder

<< Home

Creative Commons License
This work is licensed under a
Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivs 2.5 License.